FROM THE BLOG

Sosyal medyanın evrimi: Türkiye’nin hikâyesi

Illinois Universitesi’nden bir grup öğrenci, 1993 yılında geliştirdikleri ve internete yükledikleri basit bir yazılımın, tüm dünyanın hayatını değiştireceğinden habersizdi. Mosaic adını verdikleri bu browser, o zamanlarda bile oldukça derinlikleri bulunan, bugünlerde sayısı 4,57 milyar sayfaya ulaşmış internet evrenini herkesin kullanabileceği, kolaylıkla sayfalar arasında gezinebileceği bir ortam haline getiriyordu. İnternet Mosaic’ten sonra, akademisyenlerin, bilgisayar kurtlarının ve coder’ların egemenliğinden çıkıp, günlük tüketimin bir parçası haline gelmiş; grafik temelli yeni bir browser, yayınlandığı ilk yıl içerisinde interneti değiştiren yegane olgu olarak görülmüştü. 1990’larda Amerika’da yaşanan com-dot bubble’ı yaratacak kadar çok kişiyi internet kullanıcısı haline getirmiş olan Mosaic, 1997’de yeni update çıkarmayı bıraktığında İnternet; devletler, şirketler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve bireysel kullanıcılar için günlük hayatın vazgeçilmez üretim ve tüketim arenası haline gelmişti.

1997 yılında Türkiye’de ise internetin kullanım oranları Amerika’dan biraz daha farklı durumdaydı. ODTÜ’den başlayan Türkiye’nin internet serüveni, ancak Ege Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İTÜ ile buluşmuş, ancak sayılı sayıdaki üniversite internetin faydalarından yararlanmaya başlamıştı.

Dünya Facebook ile tanışıyor

2004’e geldiğimizde Türkiye’deki internet kullanıcıları, çoktan MySpace’i denemiş, Yonja ile tanışmış, Friendster’da oluşturduğu profillerle internetteki sosyal diyalog ortamının içinde yaşıyordu. Amerika’da ise yepyeni bir internet deneyimi üniversitelerin kampüsünü bir bir fethediyor, Dünya Facebook ile tanışıyordu. Aynı yıl içerisinde Türkiye nüfusunun sadece yüzde 18,8’i internet erişimine sahipken, bugünün kavramlarıyla sosyal medya, ülkedeki kullanıcılar için daha hiç bir şey ifade etmiyordu. 2004 yılında internet erişimi olan Türkiye’deki kullanıcıların yüzde 68,8’i interneti e-mail alıp göndermek, yüzde 40,5’i chat platformları için kullanırken, sürekli iletişimin ve etkileşimin bugünkü tek mecrası olan sosyal medyanın yerine koyulabilecek hiç bir internet davranışı o yıllarda gözlemlenmiyordu.

İnternet kullanımı hızla artarken, internet hızına olan ihtiyaç da gittikçe artıyordu çünkü 2005 yılına geldiğimizde YouTube hayatımıza giriş yapmıştı. Bugün en büyük ikinci arama motoru haline gelmiş olan YouTube, o zamana kadar hiç karşılaşılmamış bir hızla büyüyüp, dünyayı yeni nesil bir internet içeriğiyle tanıştırırken, Türkiye’deki internet kullanıcıları video içeriğin tadını çıkarmaya başlamıştı. Bir Ekşi Sözlük yazarı ise YouTube hakkında aşağıdaki sözleri klavyesinde tuşlayarak, YouTube’un doğuşunu karşılıyordu.

Digital_Age_SDTT_2 Digital_Age_SDTT_2

2006 ve 2007 yılları dönüm noktaları

2006 yılı ise bir daha hiç gücünü kaybetmeyecek blogların, tüm hızıyla dünyaya yayıldığı yıl olarak tarihte kendine yer buldu. Twitter’ın dünya arenasına girdiği yıl olarak hatırlanan 2006 ve Tumblr’ın genç kuşağı yeniden yazıya yöneltmesiyle geçen 2007, Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının dünyayla birlikte evrilmesine ve internet tüketicisinden internet üreticisine geçişinin kaynağını oluşturan iki yıl oldu. 2009 yılına geldiğimizde Türkiye’deki internetkullanıcılarının dörtte biri internette metin, görüntü, fotoğraf, video veya müzik gibi orijinal içerikleri üretiyorken, toplam nüfusun yüzde 38,1’i ise artık internetin vatandaşı olmuştu.

Bir sonraki yıla geldiğimizde ise artık sosyal medya arenasındaki büyük oyuncular yepyeni bir alanı keşfetmişlerdi: mobil dünya. Aslında 2007 mobil hayatın başladığı yıl olmuştu. Steve Jobs gerçek anlamda akıllı ilk telefonu San Francisco’da tanıttığında, hiç kimse dünyanın akıllı telefonlara bu kadar hızlı bir adaptasyon göstereceğini ve 2010’a geldiğimizde mobilin bu kadar önem kazanacağını varsaymıyordu. Oysa ki önce cep telefonları daha sonra da tabletler mobil platformların varlığını güçlendiriyor ve sosyal medyayı mobilleştiriyordu. 2010 yılı içerisinde tüm dünyaya aynı zamanda yayılan Instagram, 2011 yılında ise bir anda her cihazda kendine yer bulan Snapchat, kameralı cihazların da gücüyle Türkiye’deki kullanıcılar arasında da güçlenerek büyümesini sürdürdü.

Digital_Age_SDTT

Yıllar ilerlerken Türkiye’deki kullanıcılar da sosyal medyada mümkün olan yeni kullanım alanlarını keşfetmeyi sürdürdü. 2011 yılına geldiğimizde daha önce çoğunlukla eğlence, günlük iletişim ve oyun amacıyla kullanılan sosyal medya, yüzde 50,8 oranında toplumsal ve siyasi konularla ilgili görüşlerin paylaşıldığı bir mecra haline gelmişti.

1 milyar nüfuslu bir network’ün parçası haline gelen, günde ortalama 20 milyontweet atan, 1 milyon fotoğrafı filtreleyip dünyanın beğenisine sunan Türkiye’deki sosyal medya kullanıcıları, yıllar geçerken online dünyada gizlilik kaygılarına neden oldu. Daha önceki yıllarda daha kontrolsüz ilerleyen sosyal medya iletişimi ve paylaşımları, siber güvenlik algısının artmasıyla ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen birbirinden sansasyonel krizin evrensel etkisinin anlaşılmasıyla yerini daha tedbirli sosyal medya kullanıcılarına ve içeriklerine bıraktı. Öte yandan, 2012 yılında Amerika’da yayılmaya başlayan Tinder, 2014 yılında Türkiye kullanıcılarının büyük rağbet gösterdiği bir platform olarak, yeni nesil sosyal mecraların adaptasyonunun devam ettiğini ve farklı amaçlara yönelik geliştirilen sosyal mecraların ilgi gördüğünü gösterdi. Dijital pazarlama her geçen gün çeşitlenmeye devam ediyor.

Digital_Age_SDTT_3

Türkiye’de internet kullanıcılarının 78,8’i sosyal medyada

2014 yılı ise yeni mecraların değil yeni davranış biçimlerinin yılı olarak tarihe geçti. Oscar Ödül Töreni’nde Ellen DeGeneres’in Twitter’da paylaştığı dünyanın en değerli selfie‘si olarak adlandırılan fotoğraf, 2014 yılının sosyal medya olayı oldu ve tüm mecraların vazgeçilmez içeriği haline geldi. 2014 yılı, Türkiye’deki halkının artık interneti kullanış biçiminin de yeni nesil içeriğe ve mecralara uygun bir şekil aldığını ve sürekli devinim geliştirdiğini ortaya koyuyordu. 2014 yılı sonunda, Türkiye’deki toplam nüfusun yüzde 53,8’i aktif olarak interneti kullanırken, internet kullanıcılarının yüzde 74,2’si haberleri ve gündemi buradan takip ediyor, yüzde 78,8’i sosyal medyada varlık gösteriyor, yüzde 67,2’si alışveriş yapmadan önce online yorumları okuyor, yüzde 47,8’i ise bir şekilde orijinal içerik üretiyor durumuna gelmişti.

Kaynak: Somera İş Analisti & Blogger’ı Andaç Baran Cezayirlioğlu’nun Digital Age Nisan 2015 sayısında verilen Sosyal Medya 2015 ekinde kaleme aldığı “Sosyal medyanın evrimi: Türkiye’nin hikâyesi” yazısından…

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir