FROM THE BLOG

Neden dijitalleşiyoruz?

Hızlı dönüşüme ayak uydurmak
Yıllar yıllar önce, tek dünya gerçekliği ile yaşamımızı sürdürüyor, kimliğimizi veya ürettiğimiz ürün ve hizmetleri bu dünya üzerinden etkileşim halinde olduğumuz bireyler ya da kitlelerle buluşturuyorduk. Tüketici-kurum ilişkisi veya çalışan-işveren ilişkisi daha net çizgilerle belirgin durumdaydı. Ancak geride bıraktığımız 10 yıllık süreçte öncelikle internetin, ardından internetin en çok vakit geçirilen alanı olan sosyal medyanın fikirlerimizi, alışkanlıklarımızı ve satın alma davranışlarımızı etkilediği yeni bir dönemin başladığına tanık olduk. Bu yeni dönemde, web dünyası ve sosyal ağlar aracılığıyla yakın çevremizi kısacası kendi evrenimizle olan iletişimimizi dönüştürürken, tüketici kimliğimizle de kurumların sunduğu ürün ve hizmetleri şekillendirmeye başladık. Diğer bir deyişle, kurumları, markaları, ürün ve hizmetlerini izlemeye başladık. Kurum felsefelerini derinden etkilediğimiz şirketler dahi oldu. Artık her sabah gözlerimizi açtığımız dünyanın dışında, tüketici, çalışan, öğrenci ve birçok benzeri kimlikle kişisel veya kurumsal itibarınızı düzenlemeye çalıştığımız farklı bir dünyaya daha tabiyiz.

Yeni dünyada şirketlerden beklentiler…
Bu yeni dünyanın şirketlerin iletişim politikalarında nasıl bir dönüşüm sağladığına göz attığımızda, dijital alan, bir anda şirketlerin hedef kitleleri ile zaman ve mekandan bağımsız olarak yüz yüze geldiği bir alan haline dönüştü. Müşteri sadakati, memnuniyeti ve sürdürülebilirliği özellikle sosyal medya ağlarıyla birlikte hayati öneme sahip bir hal aldı. Bu etkili iletişim ağının gücünü fark eden şirketler, web dünyasını ve sosyal medya ağlarını etkin şekilde izlemeye, bu dijital alan üzerinden de mevcut ve potansiyel müşterilerine ulaşmaya başladı.

Bu gerçekliğin aksine, sosyal medyanın yeni müşteri hizmetleri kanalı olduğunu fark etmeyen birçok marka ise, günümüzde bu alanın dışında kalmaya ya da profesyonel destek almadan kendi yöntemleriyle hedef kitlelerine ulaşmaya çalışıyor. Ancak, bilinçlenen tüketiciye ulaşmanın zorlaştığı günümüzde, geleneksel sosyal medya yönetimi yöntemleri kullanan yani mevcut hesaplarını kendi çabasıyla yönetmeye çalışan ve alanında uzman olmayan çalışanlarının sorumluğuna sunan kurumların işinin daha da zorlaştığına tanık oluyoruz.

Neden dijital alan?
Müşteri portföyünü genişletmek, potansiyel müşterilerine ulaşmak, markasını, ürün ve hizmetlerini tanıtmak kaygısını taşıyan kurumlar için halkla ilişkiler, reklam ve geleneksel pazarlama çalışmaları büyük önem taşıyor. Ancak bir yandan da dijital dünyanın bireylerin sosyal kimliklerini ve satın alma davranışlarını etkilediği bir dönemde yaşıyoruz. Daha da derine inersek, tüketicilerin bir ürünü veya hizmeti almadan önce internette fiyat taraması yaptığı, karşılaştırdığı, diğer kullanıcıların yorumlarını okuduğu ve ardından satın alma kararı verdiği bir dönemdeyiz. Tüm bu gerçekler, markaların şeffaflaşmalarını beraberinde getiriyor. Diğer bir deyişle, kurumların online mecralarda hedef kitlelerine ulaşmalarını ve sürekli etkileşim halinde olmalarını gerekli kılıyor.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir